Neredeyse insanlık tarihi kadar eski asıl tedavi yöntemi olan bitkisel tedaviler ne yazık ki zaman süreci içerisinde modern tıp karşısında hak ettiği değeri bulamamış ve alternatif tedavi olarak nitelendirilmiştir.
Kızılderililerden iknalara, Hititlerden mayalara, hakkında bilimsel veriler toplanan en eski medeniyetlerde bile bitkilerle tedavi uygulayan herbalistler olduğunu ve bu herbalistlerin toplumun saygın kişilerinden olduğu herkes tarafından bilinmektedir.
Yaraya tütün basmak, gribe nane limon kaynatmak, halk arasında hemen herkes tarafından bilinen, basit bitkisel tedavi yöntemleridir.
Gerek dâhili hastalıklarda gerekse yaralanmalarda, birçok vücut hasarında tatbik edilen bitkisel tedaviler dünyada ve Türkiye de yeniden hak ettiği değeri kazanmaya başladı. Popüler hastalıkların bazılarında modern tıbbın çözümsüz kalması hasta ve yakınlarını alternatif tedavi arayışına yöneltmektedir.
Alternatif tedaviler arasında ilk göze çarpan ve oldukça etkili sonuçlar alınan bitkisel tedaviler Dünyada yalnızca Almanya da enstitü konumunda incelenen tedavi metodu olmasıyla birlikte, özellikle son dönemlerde genetik yapısıyla oynanmış yiyeceklerin dünya gündeminde yer almasıyla tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de, bitkisel tedavilere yöneliş olduğu görülmektedir.
Bitkisel Tedavi hangi bitkilerle yapılır?
Dünyada var olan tüm bitkiler içerdikleri yapılarına göre bitkisel tedavilerde kullanılabilinir. Herhangi bir hastalıkta ve/veya hastalıklarda tedavi edici özelliği keşfedilmiş ve kanıtlanmış bitkilere Şifalı bitkiler denir. Şifalı bitkiler hakkında daha fazla bilgi edinmek için Şifalı bitkiler Sayfasını inceleyin.
Bitkisel Tedavi hangi hastalıkların tedavinde kullanılır?
Bitkisel tedaviler neredeyse tüm hastalıklarda uygulanabilir önce zarar vermeyeceksin prensibine dayalı bir tedavi içeriğine sahiptir. Alternatif Tedavi Grubu tarafından şimdilik kanser, diyabet, hepatit, kolit, ülser, kalp damar tıkanıklığı, romatizma, felç, siroz ve daha birçok hastalığın tedavisinde araştırma ve geliştirme balgamında kullanmaktadır. Yalnızca hastalıklarda değil, sağlıklı bedenlerin besin dengelerini korumak, olası hastalıkları önlemek için hasta olmayan kişiler bile bitkilerden yararlanabilir.
Bitkisel Tedavilerde dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?
Son dönemlerde özellikle medyada çıkan ve insanlara şu bitki şu hastalığa, bu bitki bu hastalığa iyi gelir diye açıklamalar yapılmaktadır. Bazen tek bir bitki meyve veya sebze bağışıklık (immün) sistemi dengelemeye yeterli olmayabilir. İmmün sistemi dengede tutmak, hastaya özel hazırlanan bitkisel kombinasyonlarla mümkün olabilir. Hastaya özel uygulanan bitkisel kombinasyonlar, kanser gibi önemli hastalık tedavisinde ve daha birçok hastalığın tedavisinde, yüksek başarı oranlarına sahip olduğunu görmek mümkündür.
Bitkisel tedavilere başlamak isteyebilirsiniz bu durumu doktorunuzla paylaşın.
Bitkisel tedavilerde kullanacağınız bitki kombinasyonlarının uzmanlar tarafından verildiğine dikkat edin.
Hastalığınızın tedavisinde, Bitkisel Tedavi bazen tek başına yeterli olmayabilir. Bitkilerle tedaviye başladığınızda modern tedavileri ihmal etmeyin.
Herhangi bir hastalık teşhisi konulduğunda bitkisel tedavileri de araştırın. Her tedavi prensibinde olduğu gibi Alternatif Bitkisel Tedavide de erken tanı büyük önem taşımaktadır.
Kimler Bitkisel Tedavi Uygulayabilir?
Yukarıda da bahsedildiği gibi, neredeyse tüm hastalıklarda kullanılan bitkisel tedavileri, bitkisel tedaviler alanında uzman kişiler tarafından uygulandığından emin olun. Coğrafi yapısı ve mevsim özelliklerinden kaynaklanan Türkiye için, adeta bir bitki cenneti demek mümkün olabilir.
Türkiye de belli başlı hastalıklar hedef alınarak hastaya özel uygulanan, alternatif bitkisel tedaviler alanında neredeyse tüm dünyada araştırmalar yapan Araştırmacı herbalist Adnan Akar ve alternatif Tedavi Grubu tarafından önerilen bitkisel tedaviler, başta beyin tümörleri olmak üzere birçok hastalığın tedavisinde oldukça yüksek başarı oranlarına sahiptir.
Sonuç: Beslenme alışkanlıkları, genetik ve çevre faktörlerinden kaynaklanan birçok hastalığın tedavisinde teşhis konulduğu andan itibaren bitkisel tedaviler araştırılmalıdır. Bitkisel tedaviler yalnızca, hastanın bağışıklık (immün) sistemini dengede tutmak değil, şaşırtıcı tedavi edici özelliklere sahiptir. Önemli hastalıkların tedavisinde tek başına bir ot veya şifalı bir bitki işe yaramayabilir. Hastalığınız için Alternatif tedavi Grubu tarafından hastaya özel hazırlanan bitkisel kombinasyonlarla tanışmak için geç kalmayın.
Sağlıklı günler dileriz. Esen kalın.
kaynak
Ozon Terapi
Ozon üç oksijen atomundan oluşan bir kimyasal bileşiktir (O3). İki atomlu normal atmosferik oksijenin (O2) çok yüksek enerji taşıyan bir şeklidir. Böylece bu iki çeşit molekülün yapıları birbirinden aşağıdaki gibi farklıdır. O3 oda sıcaklığında renksiz, karakteristik kokusu olan bir gazdır. (fırtınalı havalardan sonra, yüksek yerlerde veya deniz kıyısında hissedilir). İsmi Yunanca "koklamak" manasına gelen ozein'den gelir.
Ozon Terapisi Nedir?
Medikal ozon daima saf ozon ve saf oksijenin karışımı şeklinde kullanılır. Uygulamaya bağlı olarak ozon konsantrasyonu 1 ve 100 µg/ml (0.05 – 5 %O3) arasında değişir. Soba borularına yapışan kromları silkelemek olarak tabir edilen ozon tedavisi, kan dolaşımını arttırma yeteneği, dolaşımla ilgili bozuklukların tedavisinde kullanılır. Metabolik fonksiyonların yeniden canlandırılmasında ozon oldukça değerli bir tedavi yöntemidir.
Düşük dozlarda kullanıldığında, vücudun direncini arttırır diğer bir deyişle ozon bağışıklık sistemini aktive eder.
Tüm hastalar için , ozon tedavi ile ilgili en son yeniliklerin hızla öğrenilebilmesi için Avrupada pek çok terapist bir araya gelip ”Medical Society for Ozone Application in Prevention and Therapy”, birliğini oluşturmuşlar , bu grubun amacı doktorlar ve hastaların bu konu hakkındaki bilgilerini geliştirmek ve ilerletmektir.Bilgi alış verişi seneler içinde dahada hızlanmış ve gelişmiştir.
Ozon Terapisi hangi hastalıklarda kullanılır?
Ozon tedavisi aşağıda sıralanan hastalıklar başta olmak üzere birçok hastalığın tedavisinde destek tedavi olarak kullanılır. Ozon tedavisi hasta olmayan kişilerde de bağışıklık sistemini desteklemek ve kan dolaşımını düzenlemek amacıyla kullanılabilir.
Astım ve allerjik hastalıklar, KOAH
Obezite - Kilo sorunu
Diabet ve komplikasyonları
Kadın hastalıkları
Nörolojik hastalıklar
Felç Sonrası Destek
Cinsel fonksiyon bozuklukları
Bakteri ve mantar enfeksiyonları
Sellülit
Ozon tedavisinde Dikkat edilmesi gerekenler nelerdir?
Ozon tedavisi medikal anlamda hijyenik ortamda uygulanmalıdır. Hastanın durumu incelenerek uygun doz alışımı belirlenmelidir. Az uygulanan dozlar destek amaçlı kullanılabildiği gibi gereğinden fazla doz kullanılmamasına da dikkat edilmelidir.
Ozon tedavisini kimler uygulayabilir?
Dolaşım bozuklukları
Arteriel dolaşım bozukluklarında diğer belirtilerin yanı sıra bacaklarda hissedilen soğukluk, hareket sonrasında ayaklarda hissedilen ağrı alarm veren belirtilerdir. Ozon tedavinin dolaşım bozukluklarındaki başarısı yapılmış birçok sayıda tıbbi çalışma ile kanıtlanmıştır. Modern tedavi yöntemleriyle birlikte kullanılması fayda sağlayabilir.
Anti-aging (gençleşme) ve yeniden canlanma
İş hayatındaki stres, yoğun çalışma temposu, zihinsel ve bedensel yorgunluk ozon (O3) tedavisine olumlu yanıt verir. Ozonun kırmızı ve beyaz kan hücrelerinin metabolizma aktivasyonu ile kişiler kendilerini yenilenmiş hissetmektedirler. Profesyonel sporcular ve kadınlar bu tedaviden oldukça faydalanmaktadırlar. Ozon fiziksel dayanıklılığı arttırır, toksinlerden arındırarak kronik yorgunluğu atmakta yardımcı olur.
Yaşlı kişilerde önlem ve tedavi
Yaşlı kişiler ozon tedavisine oldukça iyi yanıt verirler. Bütün klinik avantajlarının yanı sıra oksijenin dokular tarafından daha iyi kullanımını sağlar, bağışıklık sistemini harekete geçirir ve vücudun kendi antioksidanlarını ve serbest radikallere karşı savaşan hücreleri harekete geçirir. Bunun ötesinde beyindeki dolaşım bozukluklarında olumlu etkileri mevcuttur (bu durumlarda fiziksel performansı da azalma yürüme güçlüğü ve baş dönmesi hissedilir. Bunlara ek olarak tamamlayıcı tedavinin yanı sıra ozon tedavi yaşam kalitesini arttırmak ve vücut direncini güçlendirmek için kullanılmaktadır.
Kanser
Kanser hastalarında ozon tedavisi tamamlayıcı tedavi olarak oldukça başarılıdır. Burada ozon immun sistem (bağışıklık sistemi) aktivasyonunda düşük dozlarla kullanılır. İmmun sistemdeki lenfositler, yardımcı ve baskılayıcı hücreler, natural killer hücreler (katil hücreler) - cytokin denilen interferonu da içeren haberci proteinleri üretmek için ozonun başlattığı biyolojik reaksiyonlar yoluyla aktif hale getirilir. Ozonlanan kan oksidatif yolla fazla bölünen kanser hücrelerini durdurur, vücut direncini arttırır. Ayrıca kemoterapi veya radyoterapi dolayısıyla metabolizmada oluşan hasarın tamirinde rol oynar.
Cilt mantarları ve enfekte cilt lezyonları
Ozonun mantar ve bakterileri yok edici özelliği cilt üzerinde de etkilidir. Bu özellikleri, inatçı deri humusları ve mantarlarla savaşmakta tıbbi ozonu bir tedavi ajanı yapar, özellikle bakteriyel enfeksiyonlu ayaklar, gövdedeki mantar enfeksiyonları ve mukozaların fungal / mycotic enfeksiyonlarında da kullanılır.
Enfekte yaralar
Enfeksiyonlu yaraların lokal tedavisi, açık yatak yaraları (decubitus ülserler), alt bacağın ülserleri (Ulcus cruris), şeker hastalarının iyileşmeyen yaraları ve kangren, tıbbi ozonun klasik uygulama alanlarına ait olan proseslerdir. Bu gibi yaralarda ozonun en büyük faydası dezenfektan özelliğinden gelir. Mikropsuz ve temiz yaralar için bakterisid ve fungisid etkisinden yararlanırız. Yaranın temizlenmesinden itibaren, düşük dozda ozon uygulayarak iyileşme süreci hızlandırılır.
Bağırsak Hastalıkları: proktitis ve kolit
Özellikle erken dönemde bağırsak hastalıklarında rektal Ozon uygulaması şeklinde yapılan lokal uygulamanın çok yararlı olduğu kanıtlanmıştır. Birçok durumda arka arkaya 10 seans ozon uygulanması yeterli olur.
Virüslerden kaynaklanan hastalıklar
Herpes simplex (facial herpes), herpes zoster (shingles)
Virüsler tarafından oluşturulan uçuklar tıbbi yöntemlerin yanında ozonun kombinasyonuyla çok başarılı bir şekilde tedavi edilebilmektedir.
Herpes zoster veya padavralara, ozonla tamamlayıcı uygulama faydalıdır, ozonlu su kompresleri ve ozonlu kan transfüzyonu şeklinde iki farklı yoldan tedavi edilebilir.
Karaciğer enflamasyonu (Hepatit A, B, C)
Karaciğerin enflamasyonu, tıbbi ozon için klasik tedaviler arasında sayılır. Hepatit A (HVA = hepatitis virus A) diğerlerine göre problemsiz ve tamamen iyileşebilirken, virüsün diğer şekli, hepatit B (HVB = hepatitis virus B), sıklıkla kronik bir şekilde seyreder. Burada klasik tıbbi tedavi metodlarına ilave olarak, ozonlu kan transfüzyonu ya da rektal yolla ozon/oksijen gazının kontrollü bir şekilde verilmesi ile başarılı sonuçlar alınmıştır. Aynı yöntemler ayrıca kuluçka süresi yıllar süren ve kronikleşene kadar bir karaciğer hastalığı olarak teşhis edilemeyen hepatit C hastalığına da uygulanır.
Enflamasyonlu ve dejeneratif (kas)eklem hastalıkları
Enflamasyonlu eklem hastalıklarının bir çok evresinde bir başka deyişle ağır kemik deformasyonlarının olmadığı durumlarda, medikal ozon uygulamalarında fayda sağlanmıştır. Standart tıbbi metodlara - spesifik egsersiz terapileri - ilave olarak bu gibi durumlarda intraartiküler ozon enjeksiyonu başarıyla uygulanır. Bağışıklık sistemini güçlendirme ve kıkırdak metabolizmasını aktive etme özelliklerine ek olarak burada ozonun tamamıyla antienflamatuar özelliğinden faydalanıyoruz.
Artritik/Romatizmal Durumlar - Kronik poliartritler
Artritik/romatizmal durumlar iskelet veya kas sistemiyle ilgili pek çok ağrılı, fonksiyon kısıtlılığı da yapabilen hastalığı kapsamaktadır. Genel olarak medikal ozon uygulaması fizik tedavi ile beraber kombine kullanılmalıdır. Romatoid artrit ( kronik poli artrit ) de yapılan çalışmalarda akut olmayan durumlarda ozon majör otohemoterapi tamamlayıcı olarak başarılıdır. Burada kullandığımız etkisi anti enflamatuar etkidir .
DMSO Tedavi
DMSO Nedir?
Dimethyl sulfoxide (DMSO) ilk kez Rus bilim adımı Alexander Zaytsev tarafından bulunmuş olduğu ile ilgili Alman kimya dergilerinde yayınlar mevcuttur. Kimyasal bileşik formulu (CH3)2SO dir.
Bilimsel ve popüler literatürde tartışmalara yol açan, Op. Dr. İlhami GÜNERAL in öncülük ettiği basit bir bileşiktir. Terapötik ve toksik maddeler genellikle aprotik çözücü olduğu için DMSO içinde çözünürler. DMSO su ile hızlı etkileşime girer. DMSOnun hızlı nüfuz etme gücü ve biyolojik membranlardan sızma özelliğine sahiptir. DMSO sistemik toksisitesi düşük olarak kabul edilir.
Odundan elde edilen organik bir kükürtlü maddedir. Dr.Stanley Jacoba göre, yüzyılımızın, antibiyotik ve kortizon prensiplerinden sonra keşfedilmiş üçüncü büyük prensibidir, Op.Dr.İlhami Güneral de kanserden korkma modası geçmiş tedaviden kork adlı kitabında DMSO tedavisine ne kadar önem verdiğine değinmiştir.
DMSO Genellikle hastanın durumuna ve hastalığın evresine göre uygun doz belirlenerek kullanılmalıdır.
Ulaşılması zor hasarlı dokulara etken maddelerin gönderilmesini sağlayan taşıyıcı bir maddedir. DMSO tedavisi mutlaka uzman doktor kontrolünde uygulanmalıdır.
Özellikleri
*
*
Miyelinsiz sinir elyafının iletkenliğini kaldırarak ağrıyı bloke eder.
*
Antienflamatuardır.
*
Antibakteriyel ve fungusittir.
*
İlaçların zarlardan kolay geçmesini sağlar.
*
Damar genişletici ve diüretik(idrar söktürücü)tir.
*
Ca fonksiyonunu durdurarak, kalp kasının yükünü hafifletir.
*
Haricen hücre yenileyici ve sakinleştiricidir.
*
Bağışıklığı kamçılar.
*
Vücutta interferon oluşturucudur.
*
Hidroksil serbest radikallerini yok eder.
*
Kolojeni yumuşatır.
Op. Dr. İlhami Güneral’in de kitabında değindiği gibi DMSO; Amerikan tabipler birliğinin başkan seçim konferansında eski İndiana valisi Dr. Bowenın Kanserden ölmek üzere olan ve dayanılmaz acılar içinde kıvranan eşine yasa dışı bir ilaç kullandığını itiraf etmesiyle ciddiyet kazanmıştır. Eşi Multipl Miyeloma adında bir cins kemik kanserine tutulmuş ve vefat etmişti. Dr Bowen’nin anlattıklarına göre, DMSO eşinin ağrılarını birkaç dakika içinde yok etmişti.
Op. Dr. İlhami Güneral’in çalışmaları da desteklemektedir ki DMSO su ile birleştiğinde bağlama gücü iki su molekülünün bağlanma gücünden daha büyüktür, bu yüzden DMSO hiçbir zarar vermeden dokulara kolayca sızar etken maddeleri de beraberinde taşır. Kanser Hücresine afinitesi olan hematoksilon ile doğrudan hedeflenen kanser kitlerine sürüklenir. Beyin hücrelerinin gereksinimi olan nükleik asit bu yolla damar beyin bariyerini kolaylıkla aşarak nöronlara nüfuz eder. Hematoksilon çok güçlü boyar maddedir ve DMSO da çözülerek istenilen kanserli hücreye sızması böylece mikroskobik yolla kanserli hücrenin tespiti sağlanır.
Ağrı Tedavisi
Nöroşiroloji ve anastezi anabilim dalları başta olmak üzere farklı branşlarda hekimlerin girişimsel yaklaşımlarıyla uygulanma alanı bulan ağrı tedavisi yöntemleri, gerek hastalık sebebiyle gerekse yoğun temponun ve düzensiz yaşamın getirdiği farklı sebeplerden doğan ağrıların giderilmesinde kanıtlanmış başarılar sağlamışlardır
Her hastanın durumuna uygun tedavi yöntemi geliştirilerek, etkili olabilecek şekliyle uygulanmalıdır. Hastanın; tedaviye verdiği cevaba yönelik yeni tedavi planı geliştirilmeli tüm ekipmanları ve uzman kadrosuyla donanımlı kliniklerde yapılmalıdır.
Ağrı tedavisin en çok kullanıldığı hastalıklar;
Omuz ( kireçlenme ve diğer ağrılarda)
Kireçlenme olarak bilinen omuz ve çevresinde oluşan eklem ve kıkırdak ağrıları hareketlerde kısıtlamaya bile sebep olabilir.
İlaç tedavileri yada Fizik tedavi yöntemlerine yanıt vermeyen hastalarda uygulanabilen Girişimsel yöntemler :
- Eklem içi kortizon enjeksiyonu
- Eklem içi Radiofrekans
- Supraskapular sinir Pulse radiofrekans uygulaması
- Pahsa kateter uygulamaları
- Eklem içi Ozon tedavisi
- Eklem çevresi Prolozon
- Sorft LASERneedle
Gerilim Tipi Başağrısı
Kendine has özelliği olmayan belli belirsiz ağrılardır.
Episodik ve süregen tipleri vardır. Yılda 180 günden az görülürse epizotik 180 günden fazla görülürse süregen gerilim tipi baş ağrısı olarak tanımlanır. Ağrı atakları dakikalar hatta günler sürer. Günlük aktiviteleri etkilemeyen orta şiddette basınç ve sıkışıklık hisli başın iki tarafında olan ağrılardır. Bulantı yoktur. Işık ve gürültüden rahatsız olabilirler. Ayda 15 günden daha az görülmesi, ılımlı veya orta derecede olması, iki taraflı olması, günlük işlere engel olmaması gibi özellikler bizi gerginlik baş ağrısının epizotik şeklinin tanısına götürür. Süregen şeklinde ise son 6 ayda her ay 15 gününde mevcuttur. Basınç ve sıkıştırma hissi burada da söz konusudur. Günlük aktivite ile artmaz bulantı olabilir ses ve ışıktan rahatsızlık duyulabilir.
Tedavi
Medikal tedaviye ek olarak ya da tek başına
-LASER needle uygulamaları
- Ozon tedavisi
Küme baş ağrısı
Şiddetli tek taraflı, genellikle göz yada göz çevresinde veya her ikisi beraber, tedavi edilmediğinde 15-180 dakika arası süren bıçak saplanır tarzında bir ağrı şekli olup. Gözde çevresinde kızarma,sulanma, burunda tıkanıklık,akıntı, yüzde terleme, göz kapaklarında düşme ve şişme olabilir. Daha çok erkeklerde görülür. Migrenin tersine hasta yerinde duramaz. Ağrıları gece yarısı hastayı uykusundan uyandırabilir.
Tedavi: İlaç tedavilerine yanıt vermeyen hastalarda uyguladığımız yöntemler ;
- Sfenoplatin ganglion RF
- Ozon tedavisi
- Sorft LASERneedle
Osteporoz (kemik erimesine bağlı ağrılar)
Kemiğin mineral içeriğinin azalması sonucu dayanıklılığının azalmasına bağlı deformiteler, kemik kırıkları, omurlarda çökmeler ve sonuçta; kendisini daha çok ağrı yakınmaları, dişlerde dökülme, boyda kısalma ile gösterir.
Özellikle kadınlarda menapozdan sonra karşımıza sık çıkan sorunlardan birisidir. Kemik dansitometri ölçümleri yol göstericiğinde ilaç tedavileri, eğer omurilik kemiklerinde aşırı yıpranma ya da çökmeler oluşmuş ve bunlara bağlı dayanılmaz ağrılar söz konusu ise vertebroplasti veya kifoplasti dediğimiz, hareketli röntgen sistemleri eşliğinde narkoz ve neşter kullanmadan omurilik taşıyıcı kemiklerinin içerisine kemik çimentosu dediğimiz maddeler enjekte edilmesiyle ağrıları %95 oranında geçirmektedir.
Tedavi:
Medikal tedaviye ilaveten
Vertebroplasti
Kifoplasti
Ozon Tedavisi
Pahsa kateter uygulamaları
Nöropatik ağrılar
Kronik bir ağrı tipi olup sinir hasarlanması sonucu oluşur. Damarsal kökenli, şeker hastalığına bağlı sinir harabiyetleri, alkoliklerdeki sinir hasarları gibi birçok kaynağı var olup, ağrı kesici ilaçlara yanıt vermez. Trigeminal nevralji ve Zona ağrıları da nöropatik ağrılardır.
Bu farklı bir ağrı çeşididir. Normalde ağrı oluşturmayan bir uyarı örneğin soğuk bunlarda ağrı olarak bedene yansır. Aşırı hassastırlar, Ağrılı uyaranlara cevapları ise abartılıdır. Yanma ve karıncalanma tipi ağrıları sürekli rahatsızlık vericidir. Bu ağrıların tedavileri güç olmakla birlikte ilaç tedavilerinin yanında, o bölge duyusal sinirlerinin iletimlerini değiştirerek faydalı olunabilmektedir. Örneğin bizim uyguladığımız pratikte “paşa kateter” dediğimiz multifonksiyonel nörolojik elektrod uygulamaları iyi sonuçlar vermektedir.
Tedavide ilaçlara ilaveten
-Radyofrekans ile Sempatektomiler
-Pasha kateter
-Ozon Tedavisi
Ameliyat’la geçmeyen bel ağrıları
Bel fıtığı nedeni ile ameliyat olmuş ancak bel ve bacağa vuran ağrıları geçmemiş hasta grubunu ifade etmek için başarısız bel cerrahisi olarak ifade edilmektedir.
Bel ya da bacağa vuran ağrılardan yakınan ve kendisine bel fıtığı tanısı konup ameliyat edilen hastalarda şikayetlerin ameliyattan hemen sonra ya da daha geç bir dönemde tekrarlaması olayıdır. Bel fıtığı nedeni ile ameliyat edilenlerin % 15’inde görülebilmektedir.
Nedenlerine gelince: Eğer operasyondan hemen sonra hastanın daha önceden var olan şikayetleri aynen ya da artarak devam ediyorsa :
- Konulan tanı yanlıştır
- Yanlışlıkla başka mesafeden ameliyat edilmiştir
- Operasyon tekniği hatalı ya da eksiktir diye düşünmek gerekir.
Eğer hasta ameliyat olduktan 2-6 ay sonra benzer şikayetlerle tekrar hekime müracaat etmişse yukarıdaki nedenler olabileceği gibi daha çok operasyon bölgesinde yapışıklıklar, granülasyon dokuları ya da fıtığın aynı veya başka bir bölgeden nüksü yani tekrarlaması söz konusu olabilir.
Tedavi;
Biz özel bir epidural kateter ( RACZ) vasıtası ile doku eritici ilaçların beraberinde kortizon vererek, hastaya iki, üç gün daha bu kateterden yoğun tuzlu serum vererek tedaviyi sonlandırıyoruz. Ağrılar geçmez ise Pasha kateter dediğimiz ( multifonksiyonel nörolojik bipolar kateter) uygulamasına geçiyoruz. Bu yöntem ile ağrıların omuriliğe giriş kapıları ileri teknolojik uygulama ile kapatılarak hastaların rahatlaması sağlanır. Her şeye rağmen ağrıları geçmeyen hastaların omurilikleri üzerine pil takmak ( spinal kord stimülatörü) gerekebilmektedir.
Bel - Boyun ( faset eklem artrozu )
Artroz en çok omurganın bel ve boyun bölgesinde yerleşir. Omurga artrozunda, ağrı ve omurga sertliğine ek olarak omurga kanalından geçen sinirlerin rahatsız olmasına bağlı belirtiler de görülebilir. Omurga içinde omurilik yer alır. Omurilikten de sinirler çıkar bu çıkış kemik kanalların içinden olur kemik çıkıntıları kanalı daraltarak sinirlere baskı yapar ağrılar oluşur. Örnek olarak, siyatik sinirin sıkışması ya da iltihabı sonucunda gelişen siyatik tablosu verilebilir. Enseden kuyruk sokumuna kadar omurgamızın arka kısmında yer alan ve vertebralarımızı birbirine irtibatlandıran faset eklemleri dediğimiz eklemler vardır. Buradaki kireçlenmeler, omurga kanalını daralmasına ve yanından geçen sinirleri baskılamasına bağlı olarak bel hareketlerinde önceleri sabah sertliği, çabuk hareket edememe, sonraları ağrı, yanlara eğilme ve geriye doğru eğilememe, yatakta dönerken de ağrılara neden olabilir. Boyunda da aynı kısıtlanmalar, kollara, enseye, omuzlara vuran ağrılar oluşur.
Artrozların Tedavisi
İlaç tedavileri yada Fizik tedavi yöntemlerine yanıt vermeyen hastalarda Tanısal blok yapılır.
Uyguladığımız Girişimsel yöntemler:
- Eklem içi kortizon enjeksiyonu
- Radiofrekans denervasyonu
- Pahsa kateter uygulamaları
- Soft LASERneedle
Migren
Bu baş ağrısının bilinen 2 tipi vardır 1- genel migren 2- klasik migren. Genel migrende aura dediğimiz ön belirtiler yok klasik migrende vardır. Baş ağrısız auralı migren oldukça yaygın olup baş ağrısı ön planda olmadığı için genelde göz hekimlerine müracaat ederler. Yani Migrende her zaman baş ağrısı olur diye bir kural yoktur.
Migren en çok 25-55 yaşları arasında % 10 gibi bir yaygınlıkta görülür. Kadınlarda 3 misli daha fazla görülür.
Aurasız (genel) Migren: 5-20 dakikada gelişir 60 dakika kadar sürebilir. Belirtiler: Ses ve ışıktan rahatsız olma. Genellikle yüzün tek tarafında oluşan ağrı. Hareketle artma. Genellikle sabah uyanınca başlar. Ağrı zonklama tarzındadır. Bulantı olabilir. Düzelme yavaş olup genellikle uyuyunca azalır. Mensturel olaylarla ilgisi olabilir. Merdiven çıkmakla artabilir.
Tedavi:İlaç tedavilerine yanıt vermeyen hastalarda uyguladığımız Girişimsel yöntemler
- BOTOX uygulamaları
- Soft LASERneedle
- Rektal OZON uygulamaları
Fibromyalji
Kronik ağrılı durumlardan birisi olan fibromyalji kendisini “ her yerim ağrıyor “ “çok yorgunum” yakınması ile ortaya koymaktadır. Günlük yaşam kalitesini ciddi olarak bozan bu rahatsızlık daha çok geç ve orta yaştaki kadınlarda görülmektedir. Tıbbi anlamda nedeni henüz tam olarak ortaya konamamış olan fibromyalji’ nin tedavisi de o denli zor bir rahatsızlıktır. Halk arasında “ adale romatizması” tabiri bu hastalık için de kullanılmaktadır.
Ağrıları daha çok omuz ve kalça bölgelerinde yoğunlaşmıştır. Hastaların %30 unda depresyon belirtileri söz konusudur. Her taraflarının ağrıdığını, bir türlü dinlenemediklerini ve uykularının düzensiz olmasından yakınırlar.
Bu hastalarda baş ağrıları da sık görülmekte normalde ağrı oluşturmayan bazı uyaranlar örneğin soğuk, üzüntü bu hastalarda ağrıyı tetiklemektedirler.
Tedavi: Ağrı kesici kas gevşetici ilaçların faydası yoktur. Antidepressanlar verilebilir.
LASER iğneleri
Kas içersine OZON
Kanın OZON lanması.
Ozon saunadan çok iyi istifade ederler.
Kanser ağrıları
Kanserin bizzat kendisi ya da aldığı tedaviler ağrıya neden olabilir.
Biz genelde basamak tedavisi dediğimiz şemaya uyuyoruz. Basamak tedavisinde önce basit ağrı kesicilerden başlanarak morfin tedavisine kadar gidilir eğer hastanın ağrıları kontrol edilemiyorsa daha girişimsel yöntemler uygularız. Omurilik çevresine port takılarak hazneden ilaç verilmesi ya
Dejeneratif Disk Hastalığı ( bel ve boyunda )
Esas neden omurlar arasında bir nevi amortisör görevi gören yastıkçıkların (disklerin) suyunu kaybetmesi sonucu oluşan çatlama ve yarıkları vücudun tamir etme çabası sonucu disklerin içersinde damar ve sinir paketlerinin oluşması ( normalde disklerin damar ve sinirleri yoktur), yani bir nevi dejenere olmaları hadisesidir. Aslında, yaşlanmamızın doğal bir sonucu olarak dejeneratif disk hastalığı oluşur. Fakat aşırı kilo, sürekli ağır kaldırma, travmalar ve de stres bu rahatsızlığı daha genç yaşlarda ortaya çıkarabilir. Bel fıtıklarına zemin hazırlar.
Çok oturmak, çok ayakta kalmak ya da ağır kaldırmakla belde ağrılar oluşur. Genellikle kuşak tarzında ya da kalça üzerlerinden aşağı doğru yansıyan ağrılara neden olabilir.
Tanı olarak MR’ da karanlık disk şeklinde ön bilgi verir. Öncelikle tanısal olarak diskografi yapmak uygundur. Böylece ağrının hangi dejenere diskten kaynaklandığı saptanır. Ki bir çok dejenere disk belirti vermeyebilir. Bel ağrısına neden olan dejenere disk tedavi edilir.
İlaç tedavileri ve de Fizik Tedavi yöntemleri ile geçmeyen ağrılarda;
Tedavi olarak
-epidural kortizon uygulamaları
-pasha kateter uygulamaları
-IDET
-Intradiskal OZON ejeksiyonu
-İntradiskal LASER
Kanser ağrısının hissedildiği bölgeyi kontrol eden merkezlerin radyofrekans yöntemi ile devreden çıkarılması, sinir öldürücü alkol ve fenol uygulamaları gibi tüm seçenekleri hastanın ağrı derecesine göre önerip uygulamaktayız.
-Port takılması
-Alkol, Fenol nörolizi
-Perkutan Kordotomi
-Radyofrekans ile Sempatektomiler
-Ozon Tedavisi
UVBI
UVBI nedir?
UVBI veya Foto-oksidasyon tedavisi Amerika da ve Kanada da sertifikalandırılan ilaç kullanılmayan, toksik olmayan bir destek tedavi yöntemidir. Vücudun hastalıklar karşısında direncini arttırır, hastanın daha çabuk toparlanmasını, kontrol altında tutulmasını sağlar. Başta Hepatit(HIV) olmak üzere tedavi edilemeyen birçok virüsün inaktive edilmesinde etkilidir.
UV ışınları oksijeni aktive ederek ozon üretimi de sağlayarak oksijenizasyonu uyarır ve T(bağışıklık sistemi) hücrelerini aktive eder ve böylece bağışıklık sistemi uzun süre desteklenmiş olur.
Etkileri uzun zaman kalıcıdır, herhangi bir yan etkisi, farklı bir hastalığa sebep olacak bir mekanizmayı tetikleme etkisi yoktur. Modern tıp ile kullanıldığında çok ciddi sonuçlar alınır ve bir çok hastalığın tedavisinde kullanılır.
UVBI İLE TEDAVİ EDİLEBİLEN HASTALIKLAR
* Tüm enfeksiyon tipleri (bakteriyel, viral,protozoal,fungal)
* Raynaud’s hastalığı
* Migren
* Akut ateşli eklem hastalıkları
* Fibromiyalji
* Osteoporotik ağrılar
* Psöriasis
* Genel detoksifikasyon
* Muhtelif immum yetmezlikler
* Arteriyel ve venöz dolaşım bozuklukları
* Mikroplardan Arınma
* Geç iyileşen yaralar
* Malign hastalıklarda destek tedavisi
* Geriatrik sorunlar ve bitkinlik
ESG (ElektroSomatoGram)
ESG (ElektroSomatoGram) NEDİR?
ESG ile tüm vücut yalnızca 3 dakikada ağrısız, acısız, ışın almadan, kan alınmadan, yorulmadan, hiçbir şekilde zarar görmeden CHECK-UP tan geçmektedir.
Yapılan araştırmalar gösteriyor ki yetmiş milyon insanın yaşadığı ülkemizde neredeyse herkes hasta ama birçoğumuz bunun farkında değiliz. Farkında olabilsek erken tanı ile ileride açığa çıkacak birçok hastalık ve doğuracağı sonuçlara çözüm bulabiliriz. Hastalıkların teşhisinde check-up (veya Doppler, MR, EKG, EGG, EMG gibi cihazlar) ın ne kadar değerli olduğunu hepimiz bilmekteyiz, yaşamımızın bazı dönemlerinde vücudumuzun fonksiyonel aktivitelerini kontrol amacıyla yaptırmamız gereken önemli bir tetkik zinciri olduğunun farkındayız. Bunları bilmemize rağmen gerek zaman problemi, gerek maddi olanaksızlıklardan sağlığımızı arka plana atmak durumunda kalıyoruz.
Artık ESG adı verilen cihaz sayesinde bu tetkikleri daha kısa zamanda ve daha kesin sonuçlarıyla yaptırabilmek mümkün. ESG Fransız nörofiyolog Albert Maarek tarafından geliştirilmiştir ve 10 yıl boyunca 15 bin hasta üzerinde denenerek piyasaya sunulmuştur. Vücutta hücre ve doku seviyesinde meydana gelen elektriksel değişimlerin aktivitesinin ölçümünü bilimsel temellere dayandıran kuantum fiziği ve nörofizyolojiyi esas alan bir sistemdir. Kalp ve beyin elektrosu mantığı ile çalışır, insan vücudunun elektriksel aktivitesini 3 boyutlu olarak yalnızca 3 dakikada ölçebilen bir cihazdır.
Vücut sıvılarında ve nöral düzeydeki sistem bozukluklarında meydana gelebilecek çok ciddi hastalıklar elektriksel iletim yoluyla aylar hatta yıllar öncesinden saptanabilir. ESG pH bazlı elektrik aktivitesini, altı adet elektrot ile doku ve hücrelere gönderdiği düşük yoğunluklu elektrik sinyallerini vücut boyunca her yöne dağıtarak, içerisinden geçtiği alanlarda; direnç, iletkenlik ve H+ iyon konsantrasyonu nu, iyon değişimine dönüştürerek ölçer ve oluşabilecek fonksiyonel bozuklukların ilk sinyalleri çok kısa bir sürede teşhis edilmiş olur.
ESG sayesinde;
Hastalıklarda erken tanı ve teşhis, doğru tedavinin uygulanması, hastalığın seyrinin takibi, zaman tasarrufu en doğru şekliyle sağlanabilmektedir. Klasik tedavi ile birlikte kullanıldığında tüm patolojiler; fonksiyonel, psikolojik ve ağrı noktaları denetlenebilecektir.
Sadece teşhiste değil, aynı zamanda hastanın uygulanan tedaviden ne kadar fayda sağladığının ölçülmesinde de etkilidir.
ESG ile teşhis edilen hastalıklar henüz belirtilerini metabolizma üzerinde göstermemiş olabilir eğer zamanında önlemleri alınmazsa çok ciddi sorunlar karşımıza çıkacaktır bu yolla zamanında önlem alınmasını sağlar.
Vücut yağ oranından, alerji ve enfeksiyona eğilimine kadar, muhtemel kişilik yapısı ve psikolojik durumun tespitine kadar ayrıca şeker, hipertansiyon, kalp hastalıkları, kanser gibi otoimmun hastalıklarda, hormonal ve bağışıklık sistemine bağlı hastalıklarda değerlendirme yapabilmemizi sağlar.
Genel Tıp, Jinekoloji, Fizik Tedavi, Kardiyoloji, Onkoloji, ENT, Cerrahi, “Anti aging”, Endokrinoloji, Psikoloji, Psikiyatri, Gastroenteroloji, Dermatoloji, Ağrı Tedavisi, Akupunktur, Homeopati, Spor Hekimliği, Diyetisyenler gibi çok geniş bir uzmanlık alanında endike olup, teşhis ve tedavi takibinde hekimlere büyük destek sağlar.
Cihaz Fransa, İngiltere, Çin, Rusya, Almanya gibi birçok ülkede önde gelen hastanelerde kullanılmaktadır. Amerika da kullanımı için Amerikan Sağlık Başkanlığı FDA nın iznine başvurulmuştur. Ortadoğu da Suudi Arabistan ve Kuveyt te büyük pazara sahiptir. ESG bazı özel hastaneler, tıp merkezleri ve laboratuarlarda da kullanılmaktadır hatta Kızılay teşhise yardımcı olduğu konusunda yıllar öncesinden cihazın kullanımına başlamıştır.
ESG Kimlere uygulanmaz;
-Kalp pili kullananlara
-Elektronların uygulandığı yerde cilt hastalığı mevcut olanlara,
-Kol ve bacak olmaması durumunda,
-Gebelik durumunda(İnceleme tehlike yaratmaz ama iki canlı olduğu için yanlış sonuçlar verebilir, Sonuçlar anneye veya bebeğe ait olduğu ayırt edilemez)
Bu durumların haricinde ESG herkese uygulanabilir, hiçbir yan etkisi yoktur.
Daha Fazla Bilgi İçin Tıklayın KANSER TEDAVİ EKİBİ